Necip Fazıl Kısakürek Kimdir? Hayatı – Biyografisi



Maraşlı bir ailenin tek çocuğu olarak, 26 Mayıs 1904 yılında İstanbul’da doğan Necip Fazıl Kısakürek, edebiyat alanında tanınmış, muhteşem eserleriyle bilinen ünlü bir yazardır. Büyükbabasının Çemberlitaş’taki konağında çocukluğu geçmiş, Sema isimli kız kardeşinin 5 yaşında ölmesi nedeniyle çocukluk döneminde zor zamanlar geçirmiştir.

Yazdığı birçok kitabında, geçirdiği bu zor zamanların aslında kendisi olmasında büyük etkisi olduğunu yazar. Zorlukla geçirdiği yıllar boyunca kendini çok sorguladığını, bu sebepten sürekli bir doğruyu bulmak için gereğinden fazla çaba içine girdiğini kitaplarında hep vurgulamaktadır.

Necip Fazıl Kısakürek

Necip Fazıl Kısakürek Kimdir? Hayatı – Biyografisi

Annesi verem hastalığına yakalanmasından dolayı ailesiyle birlikte Heybeliada’ya taşınmıştır. Babası, genç yaşlarda iken hayatını kaybetmiştir. Babasının ölümü Necip Fazıl Kısakürek’i derinden etkilemiştir. Fatma Neslihan Balaban ile 1940 yılında evlenen Necip Fazıl Kısakürek, bu evliliğinden 5 çocuğu dünyaya gelmiştir. Evliliğinden önce Necip Fazıl Kısakürek kendi değimi ile oldukça yaramaz ve haylaz biridir. Babası devlet memuru olduğu için çok sık okul değiştirir ve birçok okulda tam anlamıyla arkadaş edinemez. Sonrasında Amerikan kolejine yazılsa da, oradaki yaramazlıkları sebebiyle okuldan atılır.

Ondan sonraki yıllarında, onun tabiriyle onu Necip Fazıl yapacak olan okula bahriye mektebine gider. Deniz Harp Okulu o sıralar Ahmet Hamdi Akseki, Yahya Kemal Beyatlı, Hamdullah Suphi Tanrıöver gibi kişiler görev yapmaktadır. Ayrıca Deniz Harp Okulu okuduğu yıllarda kendiyle tamamen zıt görüşlere sahip olan Nazım Hikmet ondan iki sınıf üsttedir. Üç yıl boyunca bu okulda iyi bir eğitim alır. Ancak okuldaki askeri disiplin ve eğitimin kendine göre olmadığını fark eder. Üç sene sonunda okuldan son sınıfını okumadan ayrılır.

Necip Fazıl Kısakürek

Eğitim Hayatı ve Edebiyat Alanındaki İlk Eserleri

Bahriye Mektebi’nde okurken şiir alanı ilgisini çekmiş ve şiirlerle ilgilenmiştir. 1921 yılında ise Darülfünunun Edebiyat Medresesi Felsefe Şubesi alanında eğitim görmüştür. 1925 yılında yayınladığı “Örümcek ağı” isimli ilk şiir kitabı ile edebiyatta şiir alanında ilk eserini yazmış, ikinci şiir kitabı ise “Kaldırımlar” isimli kitaptır. Daha sonra yazdığı Ben ve Ötesi isimli eseri ile tanınmaya ve ünlenmeye başlamıştır. 1942 yılında yazdığı siyasi bir yazı nedeniyle hapse mahkûm oldu ve cezaevinde yattı. 1943 yılından itibaren “Büyük Doğu” isimli dergiyi yayınlamış ve 1949 yılında ise Büyük doğu Cemiyeti’ni kurmuştur. Daha sonra 1982 yılında “Batı Tefekkürü ve İslâm Tasavvufu” isimli eserini yayınlamış ve bu eserle Yılın Fikir ve Sanat Adamı seçilmiştir.

Paris Yılları

Necip Fazıl Kısakürek 1924 yılında Sorbonne Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Paris’teki yaşamında kumara ilgi duymaya başlamıştır ve yılsonunda bursu kesilince yurda dönmek zorunda kalmıştır. Bu yaşamına bir süre İstanbul’da da devam etmiştir. Fakat sonraki yıllarda tasavvufa yönelmiştir. O dönemlerde batı kültürünün üniversite eğitimi her zaman övülüyordu. Osmanlı coğrafyasında başlayan batılılaşma kültürü, Tanzimat fermanı ile ilk noktasına geldiğinde gençliğin önemli bir kısmını etkilemekteydi. Necip Fazıl Kısakürek bu umumi cereyana kapılarak, aynı şekilde Fransız felsefe ve sosyoloji kültürünün kendisine çok faydalı olacağını düşünerek Fransa’nın yollarını tutmuştur.

Necip Fazıl Kısakürek

Türkiye’deki Siyasi Çalkantılı Dönemler ve Necip Fazıl Kısakürek

Türkiye’de 1980’li yıllar çok çalkantılı ve sancılı olmuştur. Özellikle 1970’li yıllardaki öğrenci hareketleri de siyasi hareketlenmelerin başında gelmiştir. Bu dönemde üniversite gençliği, kendine mutlak suretle liderler aramaya başlamıştır. Özellikle fikir alanındaki liderlerden birisi de, Necip Fazıl Kısakürek olmuştur. 1960’lı yılların başında farklı bir görüşe sahip iken, sonraki yıllarda Müslüman ve muhafazakâr gençliğin adeta öncü liderlerinden birisi haline gelmiştir. Şiirleri ve edebiyatlıyla verdiği mesajlarla, bu gençliğin siyasi olarak yönlendirilmesinde aktif bir rol model olarak öne çıkmıştır. Ama bu öne çıkma, ona her zaman fayda getirmemiştir.

1970 ve 1980 dönemi Öğrenci Hareketleri Sonrasında Hapishane İle Tanışması

1970’li yılların başlangıcındaki öğrenci hareketleri, sonlara doğru adeta zirveye çıkmıştır. Özellikle 78 ve 79 yılları öğrenci olaylarının en faal yaşandığı yıllardır. Sağcı ve solcu olarak bölünen gençlik, üniversite dâhil birçok yerde çatışma içerisinde olmuş hatta durum birbirini öldürmeye kadar varmıştır. Zamanın birçok düşünür ve edebiyatçısı, gençliğin bu bölünmeden en az zarar ile hatta zararsız çıkması için elinden gelen çabayı göstermekte idi. O dönemlerde gençliği barışa ve İslam’a çağıran çok sayıda esere imza atar.

Özellikle şiirlerindeki Tasavvuf, İslamiyet, Şeriat vurgusu dönemin gençliği tarafından çokça beğenilir. Lakin bu eserlerin laikliğe karşı olduğunu savunan bir gurup zat-ı kiram da mevcuttur. 1970’li yılların sonunda cumhuriyet rejimini ve sistemini dolaylı yoldan eleştiren bir kitap yazar. Kitabında; Son Osmanlı Padişahı Vahdettin’e birkaç övgüye de yer vermiştir. Bu ise onun hapse girmesine sebep olacak en önemli olaylardan birisidir. Mustafa Kemal’in zemmettiği Vahdettin’i övmek ona hakarettir diyecek bir savcı tarafından yazdıkları sebebiyle 1.5 yıl hapse mahkûm olur.

Ölümü

79 yaşında 25 Mayıs 1983 yılında hayata gözlerini yumdu ve Eyüp Sultan Mezarlığı’na defnedildi.



Sefa Gedik Dijital Medya Uzmanı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*