İsmail Cevheri Kimdir, Hayatı, Nasıl Öldü?



Günümüzde oldukça sıradan görülen uçaklar göklerde süzülerek binlerce kişiyi kilometrelerce uzaklara götürür. Ancak uçağın buluşu aslında çok eski tarihlere dayanır. Wright kardeşler uçağı keşfedenler olarak bilinse de aslında bu fikir çok daha eski tarihlerde insanlığın aklına gelmiştir.

Hezarfen Ahmed Çelebi, Legari Hasan Çelebi gibi alimler tarafından da akıl edilmiştir. Uçuş denemeleri yapan bu âlimlerden önce aslında ilk deneme bir İslam alimi ve aslen Türk olan İsmail Cevheri‘ye aittir.

İsmail Cevheri

İsmail Cevheri Kimdir?

Hezârfen Ahmed Çelebi’nin ilham kaynağı olan ve Wright kardeşlerden tam 900 yıl önce uçuş denemesi yapan İsmail Cevheri Farab’da doğmuştur. Divanü’l Edep adındaki sözlüğün yazarlığını yapan dayısı İshak bin İbrahim tarafından ilk tahsilini almıştır. Daha sonra Bağdat’a giderek Ebu Said es-Sirafi ve Ebu Ali el-Farisi tarafından ders almıştır. Bir müddet sonra Kuzey Irak’ın el-Cezire, Suriye’nin Rebie bölgelerinde, Hicaz ve Necid’de bulunan Mudar kabileleri içerisinde uzun süre boyunca yaşamıştır.

Bu seyahatlerinden sonra Horasan’ın en bilindik bilim merkezi haline gelen Nişabur’ a giderek, geri kalan ömrünü orada tamamlamıştır. Eğitim ve öğretim ile uğraşan Cevheri, diğer yandan da eser telifleri ve Kur’an-ı Kerim’i elle yazma ve çoğaltma noktasında çalışmıştır. İsmail Cevheri kimdir sorusunun yanıtı aldığımıza göre eserlerine göz atabiliriz.

Cevheri Eserleri

Dünyada ilk uçuş denemesi yapan ve bu sırada şehit düşen İsmail Cevheri eserleri ile de tarihe iz bırakmıştır. Eş-Şıhah, Kitabü Arüzi’l- Varaka, Kitabü’l Kavafi eserlerinin sahibi olan Cevheri bilime ve ilime verdiği önem ile bilinir. Yazısı çok güzel olan Cevheri, Kur’ân-ı kerîmler ve daha birçok değerli kitaplar yazmış, hat san’atında muntazam eserler ortaya koymuştur. Ayrıca yaşamı boyunca, İslam ile bilimin ayrılamaz bir bütün olduğunu savunan alim bir kişi olarak bilinir.

Nişabur Ulu Camii

Nişabur Ulu Camii

Cevheri, sürekli evinin bahçesinde yaptığı uçuş denemeleri ile bilinir. 1010 yılında, hazırlıklar yaparak, buluşunu herkesin görmesini istediği bir günde Nişabur Ulu Camii kubbesine çıkar. Kollarında ise kapıya benzeyen kanatlar vardır. Bu sırada aşağıda meraklı bir kalabalık oluşmuştur. Kimse Cevheri’nin ne yapmak istediğine anlam veremez.

İnsanlara seslenir ve daha önce hiç kimse tarafından denenmemiş bir şey yaracağını yani uçacağını söyler. Dünya’da yapılacak en önemli şeyin göklere uçmak olduğunu belirtir. Daha sonra kendini cami kubbesinden aşağı bırakır ve havalanır. Havada bir süre uçtuktan sonra tam ineceği zaman aksilik olur ve istediği gibi yavaşlayamaz. Uçuşu sırasında hayatını kaybederek, ilk Türk hava şehidi olarak tarihe geçer.

Hezarfan Ahmed Çelebi

Hezarfan Ahmed Çelebi

Hezarfen Ahmed Çelebi, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde geçen ve 17. yüzyılda Osmanlı döneminde yaşamış olduğu düşünülen efsanevi bir Türk ve Müslüman bilim adamıdır. Ahmed Çelebi, 1632 yılında lodoslu bir İstanbul gününde vücuduna kuşkanatlarını andıran ve kendi ürettiği aracı takarak kendini Galata Kulesi’nden boşluğa bırakır. Hazerfan Ahmed Çelebi bu şekilde İstanbul Boğazı’nda 3358 metre süzülmüştür. Daha sonra Üsküdar’ın Doğancılar Meydanı’na iniş yaparak herkesi kendisine hayran bırakmış ve tarihe damga vurmuştur.

Ancak Osmanlı’da tarihçi ve mühendisler bu durumu tutarsız ya da gerçek dışı olarak gösterirler. Uçma olayının bir efsaneden ibaret olduğunu ya da Ahmed Çelebi’nin uçuş yaptığı mesafenin abartıldığı kadar olmadığını söylerler. Farsça kökenli bir kelime olan Hezar, 1000 demektir. Hezarfen de ”bin fenli” yani ”birçok şey bilen” manasındadır. Yüce olan kişi, rabb ya da efendi anlamlarına gelen Çelebi de, Osmanlı’da hemen hemen her dönemde kullanılan, Süryanice kökenli olan bir unvandır.

Lagâri Hasan Çelebi

Lagâri Hasan Çelebi

Osmanlı’da IV. Murad döneminde kendi imkanlarıyla uçtuğuna dair rivayetler vardır. Lagari Hasan Çelebi uçuş sırasında barut macunu ve fişeklerden yararlanmıştır. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde, Hasan Çelebi’nin hayatı hakkında bilgiler yer alır. İcat etmiş olduğu 50 okka barut macunu ile yedi koldan oluşan bir fişek icadı yapmıştır.

Padişah IV Murad’ın huzurunda icat etmiş olduğu fişeğe biner ve ateşlenmesi ile birlikte havaya yükselir. Uçuş sırasında fişeğin barutu bitince düşmeye başlar. Tam o sırada ellerinde yer alan kartal kanatlarını da açarak denize iner. Sultan IV Murad, Çelebi’yi bu başarısından dolayı takdir ederek kendisine sipahi olma fırsatını verir.



Sefa Gedik Dijital Medya Uzmanı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*