Zekat İle İlgili Ayet ve Hadisler

0
4

Zekat İle İlgili Ayet ve Hadisler

Zekat ile ilgili Kur’an-ı Kerim’de geçen ayetler ve hadis-i şerifler tek sayfada bikonuda.com’da

AYETLER

Namazı kılın, zekatı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin.” Bakara:43

“Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekatı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.” Bakara:83

Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür.” Bakara:110

“İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.” Bakara:177

Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekatı verenlerin mükafatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.” Bakara:277

“Daha önce kendilerine, “(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah’tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve “Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler. De ki: “Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez.”” Nisâ:77

“Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü’minler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. O namazı kılanlar, zekatı verenler, Allah’a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte onlara büyük bir mükâfat vereceğiz.” Nisâ:162

“Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah şöyle demişti: “Sizinle beraberim. Andolsun eğer namazı kılar, zekatı verir ve elçilerime inanır, onları desteklerseniz, (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah’a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra sizden kim inkar ederse, mutlaka o, dümdüz yoldan sapmıştır.”” Mâide:12

“Sizin dostunuz ancak Allah’tır, Resûlüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekâtı veren mü’minlerdir.” Mâide:55

“Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz, ahirette de. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik.” Allah şöyle dedi: “Azabım var ya, dilediğim kimseyi ona uğratırım. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. Onu, bana karşı gelmekten sakınanlara, zekatı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım.”” A’râf:156

“Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.” Tevbe:5

“Fakat tövbe edip, namazı kılar ve zekâtı verirlerse, artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Bilen bir kavme âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.” Tevbe:11

“Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” Tevbe:71

“”Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekatı emretti.”” Meryem:31

“Ailesine namaz ve zekatı emrederdi. Rabb’inin katında da hoşnutluğa ulaşmıştı.” Meryem:55

“Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı, zekatı vermeyi vahyettik. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi.” Enbiyâ:73

“Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.” Hac:74

“Onlar ki, zekatı  öderler.” Mü’minûn:4

“Allah’ın, yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alış verişin kendilerini, Allah’ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekatı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar buralarda sabah akşam O’nu tesbih ederler. Onlar, kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar.” Nûr:56

“Kur’an, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü’minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.” Neml:2

“Onlar; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren kimselerdir. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.” Lokmân:4

“Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekatı verin. Allah’a ve Resülüne itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! Allah sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.” AhzâP:33

“Onlar zekatı vermeyen kimselerdir. Onlar ahireti de inkar ederler.” Fussilet:7

“Başbaşa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekatı verin, Allah’a ve Resülüne itaat edin. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” Mücâdele:13

“(Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde bulunanlardan bir topluluk da böyle yapıyor. Allah gece ve gündüzü düzenleyip takdir eder. Sizin buna (gecenin tümünde yahut çoğunda ibadete) gücünüzün yetmeyeceğini bildi de sizi bağışladı (yükünüzü hafifletti.) Artık Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. Allah, içinizde hastaların bulunacağını, bir kısmınızın Allah’ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacağını, diğer bir kısmınızın ise Allah yolunda çarpışacağını bilmektedir. O halde, Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Allah’a güzel bir borç verin. Kendiniz için önceden ne iyilik gönderirseniz onu Allah katında daha üstün bir iyilik ve daha büyük mükafat olarak bulursunuz. Allah’tan bağışlama dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” Müzzemmil:20

Halbuki onlara, ancak dini Allah’a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O’na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.” Beyyine:5

“Sadakalar (zekatlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” Tevbe:60

HADİSLER

Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e bir şey sormaktan yasaklanmıştık. Çöl ahalisinden akıllı bir kimsenin gelip Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e bir şeyler sorması bizim de onu dinlememiz hoşumuza giderdi. Bir gün çöl ahalisinden bir adam geldi ve dedi:

−Ey Muhammed! Elçin bize geldi ve seni Allah’ın Rasul olarak gönderdiğini söylediğini bize haber verdi? dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Doğru söylemiştir’ dedi.

Adam:

−Semayı kim yarattı? dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Allah’ dedi.

Adam:

−Yeri kim yarattı? dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Allah’ dedi.

Adam:

−Yeryüzündeki bu dağları kim dikti? dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Allah’ dedi.

Adam:

−Yeryüzündeki faydalı şeyleri kim yarattı? dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Allah’ dedi.

Adam:

−Semavat ve arzı yaratan, orada dağları yükseltip faydalı şeyler meydana getiren Allah hakkı için seni gerçekten Allah mı Rasul yaptı? dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Evet’ dedi.

Adam:

−Bize gelen elçin, her gün ve gecede üzerimize beş vakit namazın farz olduğunu söyledi, dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

 

−‘Doğru söylemiştir’ dedi.

Adam:

−Seni Rasul gönderen Zata yemin veriyorum, bunu sana gerçekten Allah mı emretti? dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Evet’ dedi.

Adam:

−Elçin, bizim mallarımızdan zekatın üzerimize farz olduğunu söyledi, dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Doğru söylemiştir’ dedi.

Adam:

−Seni Rasul gönderen Zata yemin veriyorum, bunu sana gerçekten Allah mı emretti? dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Evet’ dedi.

Adam:

−Elçin, her sene Ramazan ayında orucun üzerimize farz olduğunu söyledi, dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Doğru söylemiştir’ dedi.

Adam:

−Seni Rasul gönderen Zata yemin veriyorum, bunu sana gerçekten Allah mı emretti? dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Evet’ dedi.

Adam:

−Elçin, yoluna gücü yetene Kâbe’yi hac etmenin üzerimize farz olduğunu söyledi, dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Doğru söylemiştir’ dedi.

Adam:

−Seni Rasul gönderen Zata yemin veriyorum, bunu sana gerçekten Allah mı emretti? dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Evet’ dedi.

Adam:

−Seni hak ile gönderen Zata yemin ederim ki, bunlara bir şey eklemeyeceğim; bunlardan hiçbir şeyi de eksiltmeyeceğim dedi. Arkasını dönüp gidince, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

 

−‘Eğer doğru söylüyorsa elbette cennete girer’ buyurdu.”

Nesei 2090, Müslim 12/10, İbni Ebi Şeybe İman 4, 5, Tirmizi 619, Ahmed 13010

(2) Talha bin Ubeydullah (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Necd halkından saçı başı dağınık bir kimse Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldi. Uzaktan sesinin uğultusunu duyuyor, fakat ne dediğini anlamıyorduk. Nihayet Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e yaklaştı. Meğer o kimse İslam’ın ne olduğunu soruyormuş.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Bir gün ve gecesinde beş vakit namaz (kılmak) dır’ buyurdu.

O kimse:

−Üzerime bu namazdan gayrı namaz var mı? dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Hayır, ancak sen nafile kılarsan bu müstesnadır’ buyurdu. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devamla:

−‘Ramazan orucunu tutmaktır’ buyurdu.

O kimse:

−Üzerime bu oruçtan gayrı tutmam gereken oruç var mı? dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Hayır, ancak sen nafile olarak oruç tutarsan bu müstesnadır’ buyurdu.

Talha (Radiyallahu Anh) der ki:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona zekatı da anlattı.

O kimse:

−Üzerime bu zekattan gayrı vermem gereken başka bir zekat var mı? dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Hayır, ancak sen nafile olarak sadaka verirsen bu müstesnadır’ buyurdu.

Müteakiben o kimse:

−Vallahi bunun üzerine ne artırırım ne de eksiltirim diyerek arkasını dönüp gitti. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Eğer doğru söylüyorsa felah bulmuştur’ buyurdu.”

Malik 1/175/94, Buhari 1767, Müslim 11/89, Ebu Avane 1/310, Ebu Davud 391, Nesei 457, Darimi 1/309, İbni Huzeyme 306, İbni Hibban 1724, Beyhaki 2/46, 69, Begavi 1/18, Ahmed 1/162

(3) Ömer (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Bir gün biz Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanında bulunuyor iken birden yanımıza elbisesi bembeyaz, saçı simsiyah, üzerinde yolculuk eseri olmayan ve bizden kendisini kimsenin tanımadığı bir adam çıkageldi. Nihayet Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına oturdu. İki dizini onun dizine dayadı, iki elini dizlerinin üzerine koydu ve:

−Ya Muhammed! Bana İslam’ı haber ver dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘İslam, Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasulü olduğuna şehadet etmen, namazı kılman, zekatı vermen, Ramazan orucunu tutman ve yoluna gücün yeterse Beyti hac etmendir’ buyurdu

O adam:

−Doğru söyledin dedi. Ömer (Radiyallahu Anh) dedi ki:

Biz buna hayret ettik, hem soruyor hem de Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i tasdik ediyordu…”

Müslim 8/1, Ebu Davud 4695, Nesei 8/97, Tirmizi 2610, İbni Mace 63, Tayalisi 20, Ahmed 1/52

(4) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘İslam beş esas üzere kurulmuştur;

1) Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammet’in Allah’ın Rasulü olduğuna şehadet etmek,

2) Namaz kılmak,

3) Zekat vermek,

4) Ramazan orucunu tutmak ve

5) Hac etmektir’ buyurdu.”

Buhari 165, Müslim 16/21, Nesei 8/108, Tirmizi 2609, İbni Huzeyme 308, İbni Hibban 158, 1446, Humeydi 703, Tabarani Mucemu’l-Kebir 13203, Begavi 6, Ahmed 2/143, Albânî İrva 781

(5) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Muaz bin Cebel (Radiyallahu Anh)’ı Yemen’e gönderirken ona:

‘Şüphesiz ki sen, ehli kitap bir kavme gidiyorsun, onların yanına vardığın vakit önce onları La İlahe İllallah Muhammede’r-Rasulullah’a şehadet getirmeye davet et. Eğer onlar şehadet getirmede sana itaat ederlerse, Allah’ın kendilerine her gün ve gecede beş vakit namaz kılmayı farz kıldığını haber ver.

Onlar bu beş vakit namaz kılma hususun da sana itaat ederlerse, Allah’ın kendilerine zekatı farz kıldığını, bu zekatın onların zenginlerinden alınıp fakirlerine verileceğini de haber ver. Onlar bu zekat hususunda da sana itaat ederlerse, onların yanında en kıymetli olan malı zekat malı olarak almaktan sakın ve mazlumun bedduasından kork. Çünkü mazlum ile Allah’ın arasında perde yoktur (duasına icabet eder)’ buyurdu.”

Buhari 1423, Müslim 19/29, Ebu Davud 1584, Nesei 2434, Tirmizi 625, Darimi 1/379, İbni Mace 1783, İbni Hibban Mevarid 156, Tabarani Mucemu’l-Kebir 12408, Ahmed 1/233, Begavi 1557

(6) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vefat ettiği zaman Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) halife oldu. Arap kabilelerinden bazıları küfre dönüp irtidat ettiler. Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) onlara karşı ordu göndermeye başladığında Ömer (Radiyallahu Anh), Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’a şöyle dedi:

−Sen bu insanlarla nasıl savaşırsın? Oysa Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Ben insanlar La İlahe İllallah deyinceye kadar onlarla savaşmakla emrolundum. Kim bu sözü söylerse o kimse İslam hukukunun dışında benden malını ve canını korumuş olur. (Haddi gerektirmeyen günahlarının) hesabı ise Allah’a aittir’ buyurdu.

Ebu Bekir (Radiyallahu Anh):

−Allah’a yemin ederim ki, ben namaz ile zekat vermenin arasını ayıran kimselerle savaşırım. Çünkü zekat malın üzerindeki bir haktır. Vallahi onlar Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e zekat olarak verdikleri dişi oğlağı bana vermezlerse, o dişi oğlağı vermeleri için elbette onlarla savaşırım dedi.

Bunun üzerine Ömer (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

−Vallahi bu savaş isteği Allah’ın Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’ın gönlünü açmasından başka bir şey değildi, ben bildim ki bu haktır.”

Buhari 1325, Müslim 20/32, Ebu Davud 1556, Nesei 2442, Tirmizi 2607, İbni Hibban 216, İbni Mende İman 215, Abdurrezzak 18718, Beyhaki 4/104, Ahmed 2/528

(2) Zekat Vermeyenlerin Günahı!

(7) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Altın ve gümüşün zekat hakkını ödemeyen sahipleri kıyamet günü olduğunda, o altın ve gümüşleri kendileri için ateşten levhalar haline getirilir ve cehennem ateşinde iyice kızdırılır. Sonra bu kızgın levhalarla onların böğrü, alnı ve sırtı dağlanır. Levhalar soğudukça azap için kızdırma tekrar iade olunur. Bu azap etme, miktarı elli bin sene olan bir gün içinde kullar arasındaki haklar ödeninceye kadar devam eder. Neticede o kimseye ya cennete ya da cehenneme giden yol gösterilir’ buyurdu.

Sahabeler:

−Ya Rasulallah! Zekatı verilmeyen develerin durumu nedir denildiğinde, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Develerinden zekat hakkını ödemeyen her deve sahibi de o hayvanlardaki haklardan biri de subaşlarına geldikleri gün sütlerinin sağılması, fakirlere ve yolculara içirilmesidir kıyamet gününde geniş ve düz bir araziye yatırılır. Develer en semiz oldukları halde ve onlardan bir tek yavru dahi eksiltilmeksizin hepsi ayaklarıyla onu çiğner ve ağızlarıyla da ısırırlar. Develerin sonuncusu ona uğrayıp geçince, baş tarafı o kimseye tekrar uğratılır. Bu azaplandırma, miktarı elli bin sene olan bir gün içinde kullar arasındaki haklar ödeninceye kadar devam eder. Neticede o kimseye ya cennete ya da cehenneme giden yol gösterilir’ buyurdu.

Sahabeler:

−Ya Rasulallah! Zekatı verilmeyen sığır ve davarların durumu nedir denildiğinde, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Sığır ve davarlardan zekat hakkını ödemeyen her sığır ve davar sahibi de geniş ve düz bir araziye yatırılır. Bu hayvanlardan hiçbirini kaybetmeksizin ve içlerinde ne iki boynuzu kıvrık, ne boynuzsuz ve ne de boynuzu kırılmış olmaksızın hepsi tam ve düzgün boynuzlu olduğu halde o kimseyi toslayacak ve ayaklarıyla çiğneyecekler. Bu sürünün baş tarafı onun üzerinden geçtiğinde sonu tekrar geri döndürülür. Bu azaplandırma, miktarı elli bin sene olan bir gün içinde kullar arasındaki haklar ödeninceye kadar devam eder. Neticede o kimseye ya cennete veya cehenneme giden yol gösterilir’ buyurdu.

Sahabeler:

−Ya Rasulallah! Zekatı verilmeyen atların durumu nedir denildiğinde, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Atlar üç kısımdır:

1) At bazı kimseler için günah,

2) Bazı kimseler için bir perde,

3) Bazı kimseler için de sırf hayırdır.

At kendisi için günah olan kimseye gelince o, atını gösteriş övünüp böbürlenmek ve müslümanlara savaş için besler. İşte bu at o kimse için günahtır. At kendi ihtiyacı için bir perde olana gelince, o kimse atını Allah yolunda bağlar, sonra da gerek hayvanların sırtındaki Allah’ın hakkını cihat için binmek veya bindirmek gerek muayyen Allah’ın hakkı olan sadakayı unutmaz. İşte bu at o kimse için perdedir. At kendisi için hayır olana gelince, o kimse atını müslümanların lehine Allah yolunda cihat maksadıyla bağlamıştır.

Atı bol otlu geniş bir çayırlıkta beslenirse, atın bu bol otlu çayırlıktan yediği bitkilerin sayısınca sahibi için birçok haseneler yazılır. Atın gübre ve bevli için de ona haseneler yazılır. Atın yuları kopsa şahlanarak bir veya iki yüksek tepeye raks ederek neşeyle koşsa, yerde tırnaklarının bıraktığı izleri ve gübreleri sayısınca sahibine Allah haseneler yazar. Hayvan bir nehre uğrayıp ondan içse sahibi sulamak istememiş olsa bile Allah o kimse için atının içtiği su sayısınca haseneler yazar’ buyurdu.

Sahabeler:

−Ya Rasulallah! Zekatı verilmeyen eşeklerin durumu nedir denildiğinde, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Eşekler hakkında bana bir şey indirilmedi. Ancak bana her hükmü içeren, emsalsiz:

“…Her kim zerre miktarı bir hayır işlerse onu görecek. Her kim zerre miktarı bir şer işlerse onu görecektir.” Zilzal Suresi 78. ayeti indirildi’ buyurdu.”

Müslim 987/24, Ebu Davud 1658, Nesei 5/12, İbni Huzeyme 2252, İbni Hibban 3253, Beyhaki 4/119, Begavi 1562, Abdurrezzak 6858, Ahmed 2/262, 276, 383

(8) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Herkim Allah kendisine mal verir de o malın zekatını vermezse, kıyamet gününde zekatı verilmeyen mal, sahibi için çok zehirli bir yılan şekline dönüşür. Bu yılanın iki gözü üstünde iki nokta vardır. Bu azgın yılan kıyamet gününde mal sahibinin boynuna gerdanlık yapılır. Sonra yılan ağzı ile sahibinin çenesini iki tarafından yakalar. Sonra; ben senin çok sevdiğin malınım, ben senin hazinenim der’ buyurdu.

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) dedi ki:

Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

“Allah’ın kereminden kendilerine verdiğine cimrilik edenler, onu kendileri için hayırlı sanmasınlar. Bilakis o kendileri için şerlidir. Cimrilik ettikleri şeyler, kıyamet günü boyunlarına dolandırılacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah yaptıklarınızı haber alandır.” Âl-i İmran 180. ayeti okudu.”

Buhari 1329, Nesei 2481, Beyhaki 7/4, Begavi 1560

(9) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Deve sahibi devesinin zekat hakkını ödemediği zaman, kıyamet günü en kuvvetli ve besili haliyle sahibinin üzerine gelir, onu ayaklarıyla çiğner. Koyun sahibi koyunun zekatını vermediği zaman, kıyamet günü en kuvvetli ve besili haliyle sahibinin üzerine gelir, onu ayaklarıyla çiğner ve boynuzlarıyla ona toslar.’

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devamla:

‘Bu hayvanların haklarından biri de sütlerinin sağılması ve fakirlere ondan içirilmesidir. Hiç biriniz kıyamet günü zekatını ödemediği davarı omzunda meler bir halde;

–Ya Muhammed! bana yardım et diyerek yanıma gelmesin. Çünkü o vakit ben ona, ben senin için bir şey yapmaya malik değilim, ben sana bu günü tebliğ etmiştim derim. Sizden hiç kimse zekatını vermediği devesi omzunda böğürür bir halde;

–Ya Muhammed, bana yardım et diyerek yanıma gelmesin. Çünkü o vakit ben ona, ben senin için bir şey yapmaya malik değilim, ben sana bu günü tebliğ etmiştim derim’ buyurdu.”

Buhari 1328, Nesei 2447

(10) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vefat ettiği zaman Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) halife oldu. Arap kabilelerinden bazıları küfre dönüp irtidat ettiler. Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) onlara karşı ordu göndermeye başladığında Ömer (Radiyallahu Anh), Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’a şöyle dedi:

−Sen bu insanlarla nasıl savaşırsın? Oysa Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Ben insanlar La İlahe İllallah deyinceye kadar onlarla savaşmakla emrolundum. Kim bu sözü söylerse o kimse İslam hukukunun dışında benden malını ve canını korumuş olur. (Haddi gerektirmeyen günahlarının) hesabı ise Allah’a aittir’ buyurdu.

Ebu Bekir (Radiyallahu Anh):

−Allah’a yemin ederim ki, ben namaz ile zekat vermenin arasını ayıran kimselerle savaşırım. Çünkü zekat malın üzerindeki bir haktır. Vallahi onlar Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e zekat olarak verdikleri dişi oğlağı bana vermezlerse, o dişi oğlağı vermeleri için elbette onlarla savaşırım dedi.

Bunun üzerine Ömer (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

−Vallahi bu savaş isteği Allah’ın Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’ın gönlünü açmasından başka bir şey değildi, ben bildim ki bu haktır.”

Buhari 1325, Müslim 20/32, Ebu Davud 1556, Nesei 2442, Tirmizi 2607, İbni Hibban 216, İbni Mende İman 215, Abdurrezzak 18718, Beyhaki 4/104, Ahmed 2/528

 

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here